Aydın Kentsel Dönüşüm, Jeotermal Zemin Riskleri ve Yazlıkların Yenilenmesi
Aydın'da kentsel dönüşüm, Büyük Menderes fay hattı, Efeler ilçesi sıvılaşma sorunları ve Kuşadası sahil sitelerinin 2026 deprem yönetmeliğine göre yenilenmesi rehberi.
Güncelleme: Mayıs 2026 · Kentsel Dönüşüm Hub
Aydın Kentsel Dönüşüm Genel Bakış
Aydın, Türkiye'nin en verimli tarım arazilerinden biri olan Büyük Menderes Havzası üzerine kurulmuştur. Ancak bu verimli alüvyon topraklar, deprem anında sıvılaşma riskinin en yüksek olduğu zemin türüdür. İlin tam altından geçen ve diri bir fay olan Büyük Menderes Fay Zonu, Aydın'ı birinci derece deprem bölgesi yapmaktadır. Buna ek olarak il genelindeki yoğun jeotermal (sıcak su) kaynaklar, temel kazılarında sülfatlı ve sıcak suların çıkmasına neden olmakta, beton korozyonunu (kimyasal çözülmeyi) hızlandırmaktadır. Aydın'da kentsel dönüşüm süreci iki farklı koldan ilerler: Bir yanda iç kesimlerdeki Efeler, Nazilli, Söke gibi ilçelerde yorgun, eski şehir merkezlerindeki apartmanların sıvılaşan zemine karşı jet-grout (zemin enjeksiyonu) yöntemiyle yenilenmesi; diğer yanda Kuşadası ve Didim gibi sahil şeridinde yer alan, 1980'lerde inşa edilmiş yazlık kooperatif sitelerinin yıkılıp günümüz standartlarında modern konutlara dönüştürülmesi. 2020 yılındaki İzmir (Sisam) depremi, özellikle sahil şeridindeki yazlıkların ne kadar dayanıksız olduğunu kanıtlamış ve dönüşümü hızlandırmıştır.
Aydın Kentsel Dönüşümde Devlet Destekleri
Aydın İlçe Kentsel Dönüşüm Rehberleri
Efeler Kentsel Dönüşüm
RiskÇok Yüksek (Sıvılaşma ve Jeotermal Korozyon)
Efeler (Merkez ilçe), Aydın'ın hem nüfus hem de ticari yoğunluğunun en fazla olduğu yerleşim yeridir. Hasanefendi ve Kurtuluş gibi şehrin kalbini oluşturan eski mahallelerde binalar genellikle bitişik nizam, 5-6 katlı ve 1999 öncesi yapımıdır. Bu binaların altında yer alan zemin tabakası, Büyük Menderes nehrinin binlerce yılda taşıdığı yumuşak alüvyondan oluşmaktadır. Bu durum deprem dalgalarının genliğini artırarak binaların daha şiddetli sarsılmasına yol açar. Kentsel dönüşüm sürecinde müteahhitleri en çok zorlayan konu, temel kazısı sırasında karşılaşılan yüksek seviyeli yeraltı suları ve sülfat içeren jeotermal su sızıntılarıdır. Standart beton kullanımı bu sularda erime yapacağından, sülfata dayanıklı özel çimento kullanılması zorunludur. Vatandaş ile müteahhit arasındaki kat karşılığı oran pazarlıkları, zeminin getirdiği yüksek maliyetler sebebiyle genellikle arsa sahibi aleyhine (%40 arsa sahibi - %60 müteahhit) gibi oranlarla sonuçlanmakta veya hak sahiplerinden ek ödeme (inşaat taahhüt bedeli) talep edilmektedir.
Kuşadası Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek (Tsunami ve Yazlık Sitelerin Çökmesi)
Kuşadası, Türkiye'nin ilk turizm patlamasını yaşadığı 1980'ler ve 90'larda yoğun bir şekilde ikinci konut (yazlık site) yapılaşmasına sahne olmuştur. Davutlar ve Güzelçamlı gibi geniş düzlüklerde yer alan binlerce yazlık, genellikle tek veya iki katlı olsa da, kalitesiz malzeme (deniz kumu, nervürsüz demir) ve yetersiz temel derinliği nedeniyle büyük risk taşımaktadır. 2020 yılında meydana gelen Sisam (Samos) merkezli deprem, Kuşadası kıyılarında tsunami etkisi yaratmış ve sahil bandındaki yapıların temellerini tuzlu su ile doldurmuştur. Günümüzde Kuşadası'nda kentsel dönüşüm, bu eski, verimsiz ve depreme dayanıksız geniş bahçeli yazlık sitelerin yıkılarak, yoğunluk artışı olmadan, daha modern, yılın 12 ayı yaşamaya uygun yalıtımlı akıllı evlere (villalara) dönüştürülmesi şeklinde ilerlemektedir. Ancak çok ortaklı bu sitelerde salt çoğunluk (%51) sağlanması, maliklerin farklı şehirlerde ve ülkelerde yaşaması sebebiyle yıllar alabilmektedir.
Bozdoğan Kentsel Dönüşüm
RiskOrta Risk – Bozdoğan, Aydın'ın iç kesimlerinde ve Büyük Menderes havzasında yer alan kırsal bir ilçedir. Allüvyal zemin koşulları, eski yapı stoku ve bölgenin aktif fay sistemlerine olan yakınlığı orta düzeyde risk oluşturmaktadır.
Bozdoğan, Aydın'ın güneydoğusunda Çine Çayı havzasında yer alan ve tarımın ekonomik yaşamı şekillendirdiği kırsal bir ilçedir. İlçe, Ege Bölgesi'nin verimli ovalarından birine yaslanmakta olup zeytinlik ve bağ arazileri bölgeye özgü bir peyzaj oluşturmaktadır. Bozdoğan'daki konut stoğunun büyük bölümü 1990 öncesine ait müstakil ve eski yapılardan oluşmaktadır. Büyük Menderes fay sistemi ve bölgedeki aktif tektonik yapı, ilçenin deprem riskini sürekli gündemde tutmaktadır. Menderes havzasındaki alüvyal zemin, sismik aktivite dönemlerinde zemin sıvılaşması riskini artırmaktadır. Bozdoğan'da kentsel dönüşüm ihtiyacı bireysel ölçekte ele alınmakta; devlet destekli mekanizmalar ve kırsal konut programları en erişilebilir dönüşüm araçlarını sunmaktadır. Yöredeki zeytinlik alanlara yakın parsellerde imar durumunun netleştirilmesi, yapı güvenliğiyle birlikte tarımsal alan korumasının da gözetilmesini zorunlu kılmaktadır.
Buharkent Kentsel Dönüşüm
RiskOrta Risk – Buharkent, Aydın'ın küçük ve kırsal ilçelerinden biri olup Büyük Menderes Havzası'nda jeotermal kaynakları ve tarım alanlarıyla öne çıkmaktadır. Allüvyal zemin ve jeotermal etki ilçenin risk profilini orta düzeyde tutmaktadır.
Buharkent, Aydın'ın güneydoğusunda Büyük Menderes Havzası'nda ve önemli jeotermal kaynaklara sahip bir ilçedir. Jeotermal enerji potansiyeli, tarım ve küçük ölçekli sanayi ilçenin ekonomik yaşamını çeşitlendirmektedir. Buharkent'teki konut stoğunun büyük bölümü küçük ölçekli ve orta yaşlı yapılardan oluşmaktadır. Jeotermal kaynak alanlarına yakın parsellerde yüksek sıcaklıklı zemin suyu ve çeşitli mineral birikimlerinin yapı temelleri üzerinde uzun vadeli olumsuz etkileri gözlemlenebilmektedir. Büyük Menderes Havzası'nın allüvyal zemin yapısı, sismik aktivite dönemlerinde zemin sıvılaşması riskini artırmaktadır. Menderes fay sistemi ve bölgedeki aktif tektonik yapı, ilçenin deprem riskini gündemde tutmaktadır. Buharkent'te kentsel dönüşüm sürecinde jeotermal zemin koşullarına özgü teknik değerlendirme yapılması zorunludur. Kırsal konut dönüşümü programları ve devlet destekli mekanizmalar, ilçedeki dönüşümü hayata geçirmenin temel araçlarıdır.
Çine Kentsel Dönüşüm
RiskOrta-Yüksek Risk – Çine, Aydın'ın güneydoğusunda Çine Çayı havzasında yer alan ve aktif fay sistemlerine olan yakınlığıyla öne çıkan bir ilçedir. Eski konut stoku, allüvyal zemin koşulları ve bölgenin yüksek sismik aktivitesi ilçenin risk profilini orta-yüksek düzeyde tutmaktadır.
Çine, Aydın'ın güneydoğusunda Çine Çayı boyunca gelişmiş ve tarım ile küçük sanayi faaliyetlerinin iç içe geçtiği bir ilçedir. İlçenin ekonomik dinamizmi, bölgede görece kapsamlı bir yapılaşmaya zemin hazırlamıştır. Çine'deki konut stoğunun büyük bölümü 1980-2000 dönemine ait olup günümüz deprem yönetmeliğiyle tam uyum henüz sağlanamamıştır. Bölge, Güneybatı Türkiye'nin en aktif fay sistemlerinden birinin etkisi altında olup 1956 Çine depremi gibi tarihsel afetler, bölgenin jeolojik geçmişini şekillendirmektedir. Çine Çayı havzasının allüvyal zemin yapısı, hem kıyı hem de ova parsellerde zemin sıvılaşması riskini artırmaktadır. Bölgede yeni yapılar için zemin etüdü ve sıvılaşma riski analizi zorunlu olmaktadır. Çine'de kentsel dönüşüm bilinci artmakta; özellikle merkezdeki eski apartman sahipleri riskli yapı tespiti süreçlerini araştırmaktadır. Kat karşılığı inşaat modeli ve yarısı bizden kampanyası, ilçedeki dönüşümü yönlendiren başlıca mekanizmalardır.
Didim Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Didim, Aydın'ın güneybatısında Ege kıyısında Apollo Tapınağı ve lüks tatil konseptleriyle öne çıkan bir ilçedir. Yoğun turizm yapılaşması, aktif fay hatlarına yakınlık ve kıyı dolgu alanlarındaki zemin koşulları ilçeyi yüksek risk kategorisine taşımaktadır.
Didim, Aydın'ın güneybatısında ve Ege kıyısında, antik Miletos ve Didyma uygarlıklarının izlerini taşıyan tarihi bir ilçedir. Apollo Tapınağı, Altınkum plajı ve marina kompleksiyle Türkiye'nin en çok ziyaret edilen tatil destinasyonlarından biri olan Didim, yoğun turizm faaliyetleriyle büyümüştür. Didim'de 1980-2005 döneminde hızla büyüyen turizm ve konut sektörüne bağlı geniş bir yapı stoku oluşmuştur. Bu yapıların büyük çoğunluğu yeterli mühendislik denetimsiz inşa edilmiş olup sismik güvenlik açısından ciddi risk taşımaktadır. Yabancı mülk sahiplerinin oranı Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde seyreden Didim'de, dönüşüm süreçlerinde uluslararası iletişim ve hukuki danışmanlık ihtiyacı ön plana çıkmaktadır. Ege kıyısındaki kıyı ovasının allüvyal zemin yapısı, aktif Ege fay sistemleriyle birleşince zemin sıvılaşması riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Kıyı dolgu alanlarındaki parseller bu açıdan özellikle değerlendirmeye alınmalıdır. Didim'deki antik sit alanlarına yakın yapılar, Kültür Bakanlığı koruma kurulunun denetimine tabi olduğundan dönüşüm süreçleri standart prosedürlerin ötesine geçmektedir.
Germencik Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Büyük Menderes fay hattı üzerinde yer alan Germencik, jeotermal aktivite ve fay kaynaklı zemin sıvılaşma riski taşımaktadır. 1955 yılında bölge 6.8 büyüklüğünde depremle sarsılmış, mevcut konutların büyük bölümü bu depremin ardından inşa edilmiş ve günümüzde yetersiz kalmaktadır.
Germencik, Büyük Menderes Havzası'nın ortasında, aktif jeotermal kaynaklarla çevrili bir ilçedir. İlçenin zemin yapısı, alüvyon dolgu ve jeotermal akışkanların oluşturduğu boşluklu katmanlardan oluşmaktadır. Bu yapı, deprem sırasında zemin sıvılaşması riskini önemli ölçüde artırmaktadır. 1955 Ege depremi ilçe merkezinde büyük yıkıma yol açmış; o dönemde yeniden inşa edilen yapıların büyük çoğunluğu bugün 50-70 yaş aralığında bulunmaktadır. Pamukören ve Ortaklar gibi tarım odaklı yerleşim birimlerinde tek katlı yığma yapılar yaygındır; bu yapılar modern deprem yönetmeliklerine uymamaktadır. Germencik'teki jeotermal enerji santralleri bölgeye ekonomik katkı sağlasa da, kuyu sondaj faaliyetleri zemin stabilitesini olumsuz etkilemektedir. Kentsel dönüşüm sürecinde jeotermal etki alanının dışında yeni yapılaşma alanları belirlenmesi kritik önem taşımaktadır.
İncirliova Kentsel Dönüşüm
RiskOrta-Yüksek Risk – Büyük Menderes ve Küçük Menderes faylarının kesişim bölgesine yakın konumu nedeniyle İncirliova, orta-yüksek sismik risk taşımaktadır. İlçenin ova kesimlerinde derin alüvyon dolgu zemin deprem dalgalarını kuvvetlendirerek yapısal hasarı artırabilmektedir.
İncirliova, İzmir-Aydın karayolu üzerinde konumlanan, son yıllarda kentleşme hızı artan bir ilçedir. İlçenin ova kesimlerinde Büyük Menderes alüvyonları üzerine oturan yapılar zemin büyütme etkisine maruz kalmaktadır. Aydınevler ve merkez mahallelerinde 1980-2000 yılları arasında inşa edilen çok katlı yapılar, o dönemin yetersiz deprem yönetmeliğiyle yapılmıştır. Kızılcaköy ve Dağkızılca gibi dağ eteklerindeki yerleşimlerde ise kayalık zemin avantajı mevcutsa da heyelan riski göz ardı edilmemelidir. İncirliova, İzmir'e yakınlığı nedeniyle yoğun göç almakta, bu durum plansız yapılaşma riskini beraberinde getirmektedir. Kentsel dönüşüm sürecinde ova ile yamaç kesimlerinin farklı teknik gereksinimlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Karacasu Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Karacasu, Büyük Menderes Graben Sistemi'nin aktif segmentleri üzerinde yer almaktadır. Bölgede tarihsel deprem kayıtları yoğundur; 1969 Alaşehir ve 1970 Gediz depremleri dolaylı etkisiyle ilçede de hasar yaşanmıştır. Zemin büyük ölçüde akarsu alüvyonu ve kolüvyondan oluşmakta, bu durum yapısal güvenliği önemli ölçüde azaltmaktadır.
Karacasu, Aydın ilinin güneydoğusunda, Büyük Menderes'in kollarından Danişment Çayı vadisinde kurulmuş bir tarım ve el sanatları ilçesidir. İlçe, Büyük Menderes Graben Sistemi'nin aktif fault zonlarına yakın konumuyla yüksek sismik risk altındadır. Merkez ve Danişment mahallelerinde çoğunlukla 1-3 katlı yığma kagir yapılar mevcuttur; bu yapıların büyük bölümü 1980 öncesine tarihlendirilmekte ve deprem dayanımı son derece düşük bulunmaktadır. İlçede yaşlı nüfusun yüksek oranı ve düşük gelir düzeyi, kentsel dönüşümde finansal engel oluşturmaktadır. Aynı zamanda Karacasu halıcılık geleneği ve arkeolojik Alinda Antik Kenti, bölgenin kültürel değerini yükseltmekte; bu durum kentsel dönüşümde estetik ve koruma dengesi gereksinimini ortaya koymaktadır.
Karpuzlu Kentsel Dönüşüm
RiskOrta Risk – Karpuzlu, Aydın ilinin küçük dağ ilçelerinden biridir. Zemin büyük ölçüde gneysik temel kaya üzerinde konumlansa da alüvyon dolgu kenar kesimler ile heyelan riski taşıyan yamaç alanları orta düzey sismik tehdit oluşturmaktadır. İlçe nüfusu azdır; mevcut yapı stoku çoğunlukla eski tarihli yığma binalardan oluşmaktadır.
Karpuzlu, Aydın'ın güneydoğu dağlık kesiminde, denizden 400-600 metre yükseklikte konumlanan sakin bir ilçedir. Nüfus yoğunluğu düşük olmakla birlikte, mevcut konut stokunun büyük bölümü 1960-1985 yılları arasına ait yığma yapılardan oluşmaktadır. Zemin genellikle sağlam temel kaya üzerinde olmakla birlikte, ilçe merkezine yakın vadilerde alüvyon dolgu mevcuttur. Heyelan riski taşıyan eğimli parsellerde mevcut yapılar değerlendirildiğinde, hem yapısal dayanım hem de zemin stabilitesi sorunu bir arada gündeme gelmektedir. İlçenin küçük ölçeği nedeniyle toplu kentsel dönüşüm projesi hayata geçirilmesi güç olmakla birlikte, bireysel yapı bazında güçlendirme ve yeniden yapım destekleri için başvuru yapılabilmektedir.
Koçarlı Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Koçarlı, Büyük Menderes aktif fay sistemine yakın konumu ve ova tabanındaki yumuşak alüvyon zemin nedeniyle yüksek deprem riski barındırmaktadır. İlçede zemin sıvılaşma potansiyeli tespit edilmiş olup 1960-1990 arası inşa edilmiş yığma yapılar hakim durumdadır.
Koçarlı, Büyük Menderes Ovası'nın güney kenarında, Aydın-Muğla il sınırına yakın konumlanmış bir tarım ve zeytinlik ilçesidir. İlçenin ova tabanında oturan yapılar derin alüvyon üzerinde bulunmakta; bu zemin tipi sismik dalgaları kuvvetlendirerek deprem hasarını artırmaktadır. İlçe merkezinde 1960-1985 yılları arasına ait tek ve iki katlı yığma yapılar yaygındır; bu yapıların büyük çoğunluğu herhangi bir deprem güçlendirme çalışması görmemiştir. Zeytinlik ve bağ arazileri içinde inşa edilmiş tarım dışı yapılar imar sorunu yaratmaktadır. Koçarlı'nın Muğla'ya yakınlığı, son yıllarda turizm koridoru etkisiyle ikinci konut talebini artırmış; bu durum kaçak yapılaşmaya zemin hazırlamıştır. Kentsel dönüşüm sürecinde hem ova hem de yamaç kesimlerinin farklı teknik gereksinimleri ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Köşk Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Köşk ilçesi, Büyük Menderes fay sistemine yakın konumu ve ova tabanındaki alüvyon zemin koşulları nedeniyle yüksek sismik risk barındırmaktadır. İlçe merkezinde 1960-1990 arası yığma yapı stoğu egemendir ve bu yapılar günümüz deprem standartlarına göre yetersizdir.
Köşk, Aydın il merkezine yakın, Büyük Menderes Ovası'nda yer alan küçük ölçekli bir sanayi ve tarım ilçesidir. İlçenin ova tabanında oturan yapılar derin alüvyon üzerinde konuşlanmış olup deprem sırasında zemin büyütme etkisi belirgin şekilde hissedilmektedir. Köşk'ün sanayi bölgesindeki fabrika ve depo yapıları da mevcut deprem yönetmeliklerine göre değerlendirilmesi gereken bir kesimi oluşturmaktadır. Işıklar ve Yazıkent mahallelerinde 1975-1990 yılları arasında inşa edilen çok katlı apartmanlar yaygındır ve bu yapıların bir bölümü tadilat gerektirmektedir. İlçede organize sanayi bölgesinin yakınında gelişen konut alanları, gürültü ve ulaşım sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Kentsel dönüşüm sürecinde sanayi ile konut alanlarının birbirinden ayrıştırılması ve konut alanlarında depreme dayanıklı yapılaşmanın sağlanması öncelik taşımaktadır.
Kuyucak Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Kuyucak, Büyük Menderes fay sistemine yakın, alüvyon ve kolüvyon dolgu zemin üzerinde kurulu bir ilçedir. Tarihsel deprem kayıtlarına göre 1899, 1955 ve 1969 yıllarında bölgede önemli sismik aktivite kaydedilmiştir. Mevcut yapı stoku büyük ölçüde bu dönemlerin ardından inşa edilmiş, depreme karşı yetersiz yapılardan oluşmaktadır.
Kuyucak, Aydın ilinin iç kesimlerinde, Büyük Menderes'in bir kolu olan Küçük Menderes havzasında konumlanan bir tarım ilçesidir. İlçenin zemin yapısı, Menderes kollarının taşıdığı alüvyon ve kolüvyon malzemenin birikmesiyle oluşmuş; bu zemin tipi deprem etkisini artırıcı özellikler taşımaktadır. İlçe genelinde yaygın olan yığma ve briket yapılar, 1970'lerden itibaren hasarsız görünümlerini korusa da deprem yönetmeliği açısından güçsüzdür. Kuyucak'ın ekonomisi incir ve zeytinyağı üretimine dayalı olup tarım arazileri üzerine kaçak yapılaşma sorunu mevcuttur. Yenice ve Dağmarmara gibi köy-ilçe bağlantı noktalarında ise yol bozulması ve altyapı yetersizliği kentsel dönüşümü zorlaştırmaktadır. İlçede orta-büyük ölçekli bir deprem yaşandığında hasar oranının yüksek olabileceği değerlendirilmektedir.
Nazilli Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Nazilli, Büyük Menderes Graben Fayı'na yakın konumu ve geniş alüvyon ova tabanındaki derin zemin nedeniyle yüksek sismik risk taşımaktadır. 1969 yılındaki Alaşehir (Gediz) depreminin artçıları Nazilli'yi de etkilemiştir. İlçe merkezi nüfusunun hızla büyümesi, yapı kalitesini gözetmeksizin yapılaşmayı artırmıştır.
Nazilli, Aydın ilinin en büyük ikinci ilçesi olup Büyük Menderes Ovası'nın tam ortasında konumlanmıştır. İlçe, 1930'lardan itibaren tekstil ve sanayi yatırımlarıyla hızla büyümüş; bu büyüme dönemin yetersiz deprem standartlarıyla gerçekleştirilmiştir. Zafer, Mithatpaşa ve İstasyon mahalleleri; 1950-1980 arası inşa edilmiş çok katlı betonarme bloklarla kaplıdır. Bu yapılar, günümüz deprem yönetmeliğine kıyasla yetersiz kolon-kiriş kesitlerine sahiptir. Nazilli Tekstil Fabrikası çevresinde gelişen işçi konutları da depreme karşı zayıf yapılar arasındadır. Zemin etüdleri, ova tabanında yer yer sıvılaşma potansiyeli taşıyan kum ve çakıl katmanları tespit etmektedir. Nüfusun 120.000'i aşması nedeniyle kentsel dönüşüm ihtiyacının ölçeği büyük ve öncelikli konumdadır.
Söke Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Söke, Büyük Menderes Deltası'nda ve aktif fay sistemleri yakınında konumlanan bir ilçedir. Menderes Nehri tarafından oluşturulan derin alüvyon delta zemini, deprem sırasında sıvılaşma ve zemin büyütme riskini ciddi ölçüde artırmaktadır. Söke Ovası tarihsel sismik aktivite kaydı açısından da riskli bir bölgedir.
Söke, Aydın ilinin güneybatısında, Büyük Menderes Deltası'nın hemen kuzeyinde konumlanan önemli bir tarım ve ticaret ilçesidir. İlçe, Menderes Nehri'nin binlerce yıl boyunca taşıdığı silt, kum ve çakılın oluşturduğu alüvyon delta zemini üzerinde kurulmuştur. Bu zemin tipi, deprem sırasında zemin büyütmesi ve sıvılaşma açısından en riskli zemin sınıflarından birine karşılık gelmektedir. Söke nüfusu 80.000'i aşmakta; ilçe merkezi yoğun betonarme yapı stokuyla kaplıdır. Mithatpaşa ve Cumhuriyet mahalleleri 1960-1985 dönemine ait, yetersiz yapısal donanımla inşa edilmiş apartmanlara ev sahipliği yapmaktadır. Söke aynı zamanda arkeolojik açıdan zengin bir bölgedir; Miletos, Priene ve Didim gibi antik kentlere yakınlığı turizm potansiyelini artırmakta, kentsel dönüşümde estetik bütünlük gereksinimini de beraberinde getirmektedir.
Sultanhisar Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Sultanhisar, Büyük Menderes Fay Zonu'nun yakın etkisinde olup alüvyon ova zemini üzerinde kurulmuştur. İlçedeki hakim yapı tipi olan yığma ve eski betonarme binalar günümüz deprem yönetmeliğine göre yetersizdir.
Sultanhisar, Aydın ilinin Büyük Menderes Ovası'nda konumlanan, bağcılık ve zeytincilik ile öne çıkan bir ilçedir. İlçe, Menderes Fay Zonu'na yakın konumuyla yüksek sismik aktivite riski altındadır. Merkez ve Atça mahallelerinde yaygın olan yığma ve eski betonarme yapılar, depreme karşı dayanım açısından ciddi yetersizlikler barındırmaktadır. Sultanhisar'ın tarım ekonomisine dayalı demografik yapısı, konut yenileme yatırımını geciktirmiştir; bu durum eski yapı stokunun korunmasına yol açmaktadır. İlçede Afrodisias Antik Kenti'ne olan yakınlık, bölgenin turistik değerini artırmakta ve kentsel dönüşümde görsel bütünlük gerektirmektedir. Yeni yapılaşmada geleneksel mimari doku ile depreme dayanıklı çağdaş yapı tekniklerinin harmanlanması ideal çözümü oluşturmaktadır.
Yenipazar Kentsel Dönüşüm
RiskOrta Risk – Yenipazar, Aydın ilinin küçük iç ilçelerinden biridir. Büyük Menderes fay sisteminin uzak etkisi ve bölgeye özgü kolüvyon zemin yapısı nedeniyle orta düzey sismik risk bulunmaktadır. Mevcut yapı stoğu büyük ölçüde düşük yoğunluklu yığma ve briket yapılardan oluşmaktadır.
Yenipazar, Aydın ilinin küçük ve sınırlı nüfuslu iç ilçelerinden birini oluşturmaktadır. Bölge coğrafyası, Büyük Menderes kollarından uzak olmakla birlikte kolüvyon malzeme ile örtülü vadi tabanlarından oluşmaktadır. Bu zemin tipi, orta derecede deprem büyütmesi riski taşımakla birlikte, delta ovaları kadar kritik değildir. İlçedeki yapı stoğu ağırlıklı olarak 1-2 katlı yığma ve briket yapılardan oluşmaktadır; bu yapılar herhangi bir deprem güçlendirmesi görmemiştir. Yenipazar'ın tarım ekonomisine dayalı nüfusu, konut yenileme harcamalarını kısıtlamaktadır. Kırsal ve yarı-kentsel özellik taşıyan bu ilçede, bireysel yapı bazında kentsel dönüşüm uygulamaları daha uygun bir model sunmaktadır. Bölgedeki zemin kayalık kesimler ile vadi tabanları arasında belirgin farklılık göstermekte; bu durum parsel bazında teknik değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır.