Eskişehir Kentsel Dönüşüm, Porsuk Havzası Sıvılaşması ve Öğrenci Bölgeleri
Eskişehir kentsel dönüşüm rehberi: Porsuk nehri ovasında zemin sıvılaşması, Tepebaşı ve Odunpazarı eski binaların yıkımı, bitişik nizam sorunları ve ada bazlı yenileme.
Güncelleme: Mayıs 2026 · Kentsel Dönüşüm Hub
Eskişehir Kentsel Dönüşüm Genel Bakış
Eskişehir, İç Anadolu'nun en modern, eğitim ve kültür odaklı büyükşehirlerinden biridir. Ancak şehrin yerleşim stratejisi, jeolojik bir handikap barındırır. Eskişehir'in ticaret, öğrenci yaşamı ve kalabalık merkezini oluşturan büyük bir kısmı, Porsuk Nehri'nin binlerce yılda oluşturduğu alüvyon tabanlı ova (Eskişehir Ovası) üzerine kuruludur. İkinci derece deprem bölgesinde yer almasına ve fay hatlarına komşu olmasına rağmen, Eskişehir'i kentsel dönüşümde acil kılan şey depremin büyüklüğünden ziyade, 'zemin sıvılaşması' (liquefaction) ve alüvyon zeminin deprem dalgalarını büyüterek binalara iletmesidir. Özellikle 1999 depremi öncesinde Porsuk havzasına (Tepebaşı ve Odunpazarı'nın düzlüklerine) yapılmış 5-8 katlı, bitişik nizam, altı dükkan üstü apartman olan binalar yüksek risk taşımaktadır. Eskişehir'de kentsel dönüşümün önemli bir dinamiği de 'öğrenci nüfusu'dur. Eski binalardaki büyük dairelerin yıkılarak, yeni projelerde 1+1 veya 2+1 gibi yüksek kira getirili öğrenci rezidanslarına dönüştürülmesi, müteahhitlerin kat karşılığı kentsel dönüşüme girme iştahını artıran en büyük ekonomik faktördür.
Eskişehir Kentsel Dönüşümde Devlet Destekleri
Eskişehir İlçe Kentsel Dönüşüm Rehberleri
Tepebaşı Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek (Alüvyon Zemin ve Bitişik Nizam Sıkışıklığı)
Tepebaşı, Anadolu Üniversitesi'ni barındıran, öğrenci yaşamının, kafelerin ve ticaretin kalbinin attığı ilçedir. Yenibağlar, Eskibağlar, Bahçelievler ve Hoşnudiye gibi mahalleler kentsel dönüşümün en hareketli olduğu bölgelerdir. Bu mahallelerde binalar genellikle bitişik nizam (arada boşluk olmadan) inşa edilmiştir ve sokaklar oldukça dardır. Altlarında Porsuk Çayı'nın yüksek yeraltı suyu ve yumuşak alüvyon zemini bulunur. Bu durum, 30-40 yıllık binaların yenilenmesinde devasa mühendislik maliyetleri doğurur. Bir binayı yıktığınızda, sağ ve soldaki bitişik eski binaların çökmesini engellemek için mini-kazık, iksa veya çelik destek sistemleri yapılması zorunludur. Zemin kötü olduğu için yeni binanın altına fore kazık (derin temel) çakılması gerekir. Tüm bu maliyetleri karşılayacak şey ise, bölgedeki yüksek kira (özellikle öğrenci) getirisidir. Müteahhitler, eski 3+1 daireleri yıkıp yerine 1+1 daireler yaparak sürümden ve kiralama değerinden kazanmayı hedefler. Ancak, Otopark Yönetmeliği'nin zorunlulukları ve dar parseller, ada bazlı (çok parselin birleşmesi) dönüşümleri mecbur kılmaktadır. Tepebaşı Belediyesi, emsal artışı yerine 'yatay yoğunlaşma' ve 'transfer' çözümleriyle süreci yönetmeye çalışmaktadır.
Odunpazarı Kentsel Dönüşüm
RiskOrta/Yüksek (Sit Alanı Çakışmaları ve Eski Yapı Stoğu)
Odunpazarı, Eskişehir'in hem Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerini barındıran turistik yüzü hem de Vişnelik, Akarbaşı gibi orta/üst gelir grubunun yaşadığı, ağaçlıklı ve nezih ancak binaları 30-40 yaşını devirmiş yerleşim alanıdır. Kentsel dönüşüm bu ilçede iki farklı dünyada yaşanır. Bir yanda Tarihi Odunpazarı Evleri bölgesinde, binaların yıkılıp betonarme yapılması kesinlikle yasaktır; burada devlet (Bakanlık ve Belediye) hibe destekli 'sokak sağlıklaştırması ve restorasyon' yaparak dönüşümü turizme entegre eder. Diğer yanda ise Vişnelik, Kırmızıtoprak ve Akarbaşı gibi mahallelerdeki eski, 4-5 katlı apartmanların kentsel dönüşümü vardır. Bu mahallelerde oturan kesim genellikle şehrin yerlisidir ve komşuluk kültürüne çok önem verir. Ancak binalar 1999 öncesi yapıldığı için, deprem dayanımları düşüktür. Müteahhitler, bu elit mahallelerdeki dönüşüme (yüksek satış bedelleri nedeniyle) isteklidir. Gündoğdu, Karapınar gibi şehrin biraz daha çeperindeki mahallelerde ise, gecekondu veya ruhsatsız yapıların tasfiyesi için TOKİ ve Odunpazarı Belediyesi öncülüğünde 'Riskli Alan' ilanları ile büyük çaplı, ada bazlı kentsel yenileme projeleri yürütülmektedir.
Alpu Kentsel Dönüşüm
RiskSakarya Nehri taşkın ovasında sel ve baskın riski; ikinci derece deprem bölgesi, alüvyon zemin sıvılaşma potansiyeli orta.
Alpu, Eskişehir'in kuzeydoğusunda Sakarya Nehri'nin geniş taşkın ovasında konumlanan, tahıl ve ayçiçeği tarımının egemen olduğu bir Orta Anadolu ilçesidir. Nüfusu yaklaşık 10.000 olan ilçe, düz tarım arazileriyle Eskişehir ovasının bereketli bir parçasını oluşturmaktadır. Sakarya Nehri boyunca uzanan sulama kanalları ve çeltik tarlaları, bölgenin tarımsal karakterini pekiştirmektedir. Sakarya Nehri'nin taşkın ovasında yer alması, Alpu'yu sel ve baskın riski açısından hassas bir konuma getirmektedir. Özellikle ilkbahar kar erimeleri ve yoğun yağış dönemlerinde nehir düzeyi yükselerek ova tabanındaki tarım arazileri ve yerleşim bölgelerini tehdit etmektedir. Alüvyon zemin yapısı, nem ve sıvılaşma potansiyeli bakımından dikkatli inşaat mühendisliği uygulamaları gerektirmektedir. Eskişehir ikinci derece deprem bölgesinde yer aldığından sismik risk İç Anadolu standardında değerlendirilmektedir. Alpu'da son on yılda tarım makineciliği ve ticaret sektörünün canlanmasıyla birlikte yeni depo ve konut inşaatları artmıştır. Belediye, yeni inşaatlarda zemin sınıflandırması ve su yolu mesafe koşulunu ruhsat sürecine dahil etmektedir.
Beylikova Kentsel Dönüşüm
RiskPorsuk Çayı havzasında ikinci derece deprem bölgesi; alüvyon zemin nem ve taşkın riski orta düzey.
Beylikova, Eskişehir'in kuzeydoğusunda Porsuk Çayı havzasında, tarımsal düzlüklerin egemen olduğu küçük bir Orta Anadolu ilçesidir. Nüfusu yaklaşık 8.000 olan ilçe, tahıl, ayçiçeği ve şeker pancarı üretimiyle ekonomik varlığını sürdürmektedir. Eskişehir il merkezine 35 km mesafesiyle Beylikova, kent çalışanlarının ikâmet ettiği sakin bir kırsal ilçe kimliği taşımaktadır. Jeolojik açıdan Beylikova, Porsuk Çayı'nın oluşturduğu alüvyon ova tabanında, nem ve oturma riskini barındıran zemin profiline sahiptir. İkinci derece deprem bölgesinde yer almakla birlikte sismik tehlike, Doğu Anadolu illerine kıyasla çok daha düşük seviyede seyretmektedir. Yoğun kar eriyiş dönemlerinde Porsuk havzasının taşkın potansiyeli yerel tarım arazilerini tehdit edebilmektedir. Beylikova'da son yıllarda Eskişehir'in genişleyen kentsel çekim alanına giren köy ve mahallelerinde konut talebi kısmi artış göstermiştir. Belediye, yeni ruhsatlarda zemin etüdü ve DSİ su yolu mesafe koşulunu uygulamaktadır.
Çifteler Kentsel Dönüşüm
RiskSakarya Nehri üst havzasında ikinci derece deprem bölgesi; Porsuk ve Sakarya bağlantı alanlarında alüvyon zemin, orta taşkın riski.
Çifteler, Eskişehir'in güneyinde Sakarya Nehri'nin üst havzasında konumlanan, Türkiye'nin en önemli bor madeni işletmelerinden Kırka Bor Tesisi'ne ev sahipliği yapmasıyla tanınan stratejik bir sanayi ilçesidir. Eti Maden'in Kırka'daki bor ocakları, Türkiye'nin dünya bor rezervindeki hâkimiyetinin simgesi olup ilçeye önemli sanayi istihdamı sağlamaktadır. Nüfusu 20.000-22.000 arasında seyreden Çifteler, Eskişehir'in tarım ve madencilik ağırlıklı ilçeleri arasında öne çıkmaktadır. Jeolojik açıdan Çifteler, Sakarya havzasının alüvyon tabanı ve çevresindeki borat-kireçtaşı jeolojisiyle çeşitli bir zemin profiline sahiptir. Kırka bor madeni çevresindeki zemin bütünlüğü izleme ve güvenlik mesafesi uygulamaları Eti Maden protokolüyle sürdürülmektedir. İkinci derece deprem bölgesinde yer alan ilçenin sismik riski görece düşük-orta seviyede seyretmektedir. Sakarya havzasında taşkın riski ilkbahar döneminde belirginleşmektedir. Kırka bor tesisinin sağladığı istihdam, Çifteler'i Eskişehir'in en ekonomik olarak canlı ilçelerinden biri konumuna getirmektedir. Bor sektörüne bağımlılık, ilçe ekonomisini madencilik konjonktürüne karşı kırılgan kılmakla birlikte, ulusal stratejik önemi nedeniyle uzun vadeli güvence sağlamaktadır.
Günyüzü Kentsel Dönüşüm
Riskİkinci derece deprem bölgesi; Porsuk havzası alüvyon zemin, kırsal yapı stoğunda bakım eksikliği riski.
Günyüzü, Eskişehir'in kuzeydoğusunda küçük bir kırsal ilçedir. Nüfusu 4.000-5.000 arasında olan ilçe, Eskişehir'in en seyrek nüfuslu ilçelerinden biridir. Tahıl tarımı ve hayvancılık temel geçim kaynakları olmakla birlikte, nüfusun büyük bölümü Eskişehir kentine ya da büyükşehirlere göç etmiş durumdadır. Jeolojik açıdan Günyüzü, Porsuk Çayı havzasının alüvyon ve kireçtaşı ovalık arazisinde konumlanmaktadır. İkinci derece deprem bölgesinde olmakla birlikte sismik tehlike İç Anadolu'nun geneli için kabul edilebilir düzeydedir. Nüfus azalmasına bağlı olarak köy ve mahalle yapı stoğunun bakımsız kalması, özellikle yağış ve don döngüleriyle zemin yüklerinden kaynaklanan yapısal yıpranmayı beraberinde getirmektedir. Günyüzü'nün en belirgin sorunu, terkedilen ya da mevsimlik kullanılan köy yapılarının yönetilmesidir. Bazı köylerde nüfusun yüzde sekseninin göç ettiği bilinmekte; bu durum altyapı bakım kapasitesini ciddi ölçüde zayıflatmaktadır.
Han Kentsel Dönüşüm
Riskİkinci derece deprem bölgesi; kırsal yapı stoğu bakım eksikliği, düşük nüfus yoğunluğu ile birleşen zemin riski değerlendirmesi güç.
Han, Eskişehir'in kuzeyinde, Ankara iline yakın konumda küçük bir kırsal ilçedir. Nüfusu 4.000'in altına gerilemiş olan Han, Eskişehir'in en küçük ilçelerinden birini oluşturmaktadır. Arpa, buğday ve ayçiçeği tarımının hâkim olduğu ilçe, kısıtlı hayvancılık faaliyetleriyle ekonomisini sürdürmektedir. Ankara'nın yakınlığı bazı sakinlerin başkente günlük erişimini kolaylaştırmaktadır. Jeolojik olarak Han, İç Anadolu'nun kireçtaşı ve marn jeolojisi üzerine oturmuş olup zemin profili görece stabil bir yapı sergilemektedir. İkinci derece deprem bölgesinde olmakla birlikte sismik risk değerlendirmesi açısından ilçe, güvenli bölgeler arasında yer almaktadır. Temel yapı riski, sismik değil; bakımsız kalan geleneksel taş ve kerpiç köy yapılarından kaynaklanmaktadır. Han'ın en kritik yapısal sorunu, nüfus göçü sonucu terkedilen ya da bakımsız bırakılan köy evlerinin oluşturduğu güvenlik riskidir. Çöküş riski taşıyan yapılar, kışın kar yükünde ya da kuvvetli rüzgârlarda tehlike oluşturabilmektedir.
İnönü Kentsel Dönüşüm
Riskİkinci derece deprem bölgesi; çimento sanayi çevresi zemin ve hava kalitesi değerlendirmesi, Porsuk havzasında orta taşkın riski.
İnönü, Eskişehir'in batısında, İnönü Muharebelerinin tarihsel alanına ev sahipliği yapmasıyla millî hafızada derin iz bırakan bir ilçedir. 1921 yılında iki kritik zafer kazanılan bu bölge, Türkiye Kurtuluş Savaşı'nın sembol mekânlarından biridir. İnönü Müzesi ve anıt alanı, ilçeye tarih turizmi açısından özgün bir cazibe noktası kazandırmaktadır. Nüfusu 18.000-20.000 arasında olan ilçe, çimento sanayi ve tarımla geçimini sağlamaktadır. Jeolojik açıdan İnönü, kireçtaşı ve marn arazi üzerine oturmaktadır; bu jeoloji, çimento hammaddesinin varlığını da açıklamaktadır. İkinci derece deprem bölgesinde olmakla birlikte sismik tehlike görece düşük-orta seviyededir. Porsuk Çayı'nın kollarına yakın alçak kesimlerde taşkın riski ilkbahar döneminde dikkate alınmalıdır. Çimento fabrikası çevresindeki toz emisyonlarının yapı malzemelerine uzun vadeli etkisi izlenmektedir. İnönü Savaşı'nın 100. yıl kutlamalarının ardından ilçe, kültür ve tarih turizmi için ciddi altyapı yatırımı almaktadır. İnönü Üniversitesi bağlantısıyla (Malatya'da aynı adı taşıyan üniversiteden farklı olarak ilçeye atıf yapan tesisler) eğitim ve kültür alanında da etkinliği artmaktadır.
Mahmudiye Kentsel Dönüşüm
Riskİkinci derece deprem bölgesi; Sakarya havzası alüvyon zemin, orta taşkın riski ve kırsal yapı bakım eksikliği.
Mahmudiye, Eskişehir'in doğusunda Sakarya Nehri havzasının yukarı kısımlarında konumlanan tarımsal bir ilçedir. Nüfusu 8.000-10.000 arasında seyreden ilçe, buğday, arpa ve şeker pancarı tarımını temel geçim kaynağı olarak sürdürmektedir. Sakarya Nehri'nin yan kollarının suladığı verimli ova toprakları, tarım açısından değerli arazileri barındırmaktadır. Sakarya havzasında yer alması, Mahmudiye'yi taşkın ve alüvyon zemin riskleri açısından dikkatli planlama gerektiren bir ilçe konumuna getirmektedir. Özellikle ilkbahar kar eritisi dönemlerinde oluşan ani taşkınlar, ova tabanındaki tarım arazilerini tehdit etmektedir. İkinci derece deprem bölgesinde bulunan ilçede sismik risk orta düzeyde seyretmektedir. Geleneksel köy evlerinin büyük çoğunluğunda bakım eksikliği gözlemlenmektedir. Mahmudiye, son on yılda kırsal kalkınma projeleri kapsamında yol ve sulama altyapısı yatırımları almıştır. Bölgeye özgü yerel ürünlerin ve organik tarım uygulamalarının desteklenmesi, ilçenin sürdürülebilir kalkınma potansiyelini artırmaktadır.
Mihalgazi Kentsel Dönüşüm
RiskSakarya Nehri kıyısında taşkın ve erozyon riski; ikinci derece deprem bölgesi, alüvyon zemin geoteknik dikkat gerektiriyor.
Mihalgazi, Eskişehir'in kuzeyinde Sakarya Nehri kıyısında konumlanan, Gökçekaya Barajı'nın yakınında yer alan küçük ve özgün bir ilçedir. Sakarya Nehri'nin derin vadisinde kurulan ilçe, tarihsel olarak nehir geçişinin stratejik noktasında gelişmiştir. Gökçekaya Barajı Gölü, rekreasyon ve balıkçılık açısından bölgeye belirli bir turizm potansiyeli kazandırmaktadır. Nüfusu 6.000-7.000 arasındadır. Sakarya Nehri kıyısındaki konumu, Mihalgazi'yi taşkın ve kıyı erozyonu açısından en hassas Eskişehir ilçelerinden biri yapmaktadır. Baraj mansabındaki kesimler ile Sakarya vadisine oturan mahalleler, olası baraj güvenlik senaryolarına karşı tahliye planlaması gerektirmektedir. DSİ, Gökçekaya Barajı'nın düzenli güvenlik denetimlerini sürdürmekte; mansap risk alanları için tatbikatlar gerçekleştirmektedir. İkinci derece deprem bölgesinde yer alan Mihalgazi, sismik açıdan görece güvenli bir bölge olmakla birlikte alüvyon nehir taban zeminleri yapı mühendisliği açısından dikkatli değerlendirme gerektirmektedir. Baraj gölü ekotourism potansiyelinin geliştirilmesi, ilçenin öncelikli ekonomik gündemleri arasındadır.
Mihalıçcık Kentsel Dönüşüm
Riskİkinci derece deprem bölgesi; Porsuk havzasının kuzey kenarı, orman alanlarına yakınlık yangın riski, kırsal yapı stoğu bakım sorunu.
Mihalıçcık, Eskişehir'in kuzeyinde, Porsuk havzasının kuzey kenarlarında ormanlık ve dağlık arazide konumlanan orta büyüklükte bir kırsal ilçedir. Nüfusu 10.000-12.000 arasında olan ilçe, Eskişehir'in en yeşil ve ormanlık ilçelerinden biri olup ormancılık, hayvancılık ve tahıl tarımıyla ekonomisini sürdürmektedir. Mihalıçcık'ın orman alanlarına yakınlığı, doğa turizmi ve kamp aktiviteleri için uygun bir ortam sunmaktadır. Jeolojik açıdan ilçe, Kuzey Anadolu'nun yüksek platolarıyla İç Anadolu ovalarının geçiş kuşağında yer almaktadır. Zemin profili kireçtaşı, andezit ve killi katmanların karışımından oluşmakta; bu yapı yağışlı dönemlerde küçük ölçekli kayma ve erozyon riskini beraberinde getirmektedir. İkinci derece deprem bölgesinde olması nedeniyle sismik tehlike orta-düşük düzeyde değerlendirilmektedir. Mihalıçcık'ta orman yangını riski, temmuz-eylül döneminde kuruyan bitki örtüsü ve sıcak rüzgârlarla birleşerek artmaktadır. OGM'nin yangın gözetleme kulelerini de barındıran ilçede yangın erken müdahale altyapısı kısmen mevcuttur. Son yıllarda ilçe, Ankara ve Eskişehir'den gelen hafta sonu ziyaretçilerine ev sahipliği yaparak kamp ve orman turizmi potansiyelini geliştirmektedir.
Sarıcakaya Kentsel Dönüşüm
RiskSakarya Nehri vadisinde aktif kıyı erozyonu ve taşkın riski; ikinci derece deprem bölgesi, vadi yamacında heyelan potansiyeli.
Sarıcakaya, Eskişehir'in kuzeyinde Sakarya Nehri'nin dar vadisinde konumlanan küçük bir ilçedir. Nüfusu 7.000-8.000 arasında seyreden ilçe, Sakarya Nehri'nin oluşturduğu dinamik akarsu ortamında tarım, hayvancılık ve kısıtlı ormancılık faaliyetleriyle geçimini sağlamaktadır. Sakarya vadisinin eşsiz manzarası ve nehir kıyısının sunduğu rekreasyon olanakları, ilçeye turizm açısından değerlendirilebilecek bir potansiyel kazandırmaktadır. Sakarya Nehri'nin dar vadisinde konumlanması, Sarıcakaya'yı kıyı erozyonu ve taşkın açısından sürekli izleme gerektiren bir noktaya getirmektedir. Vadi yamaçlarındaki köy yerleşimlerinde heyelan potansiyeli mevcuttur; yoğun yağış dönemlerinde yamaç stabilitesi dikkatli izlenmektedir. İkinci derece deprem bölgesinde yer alan ilçenin sismik riski orta düzeyde değerlendirilmektedir. Sarıcakaya belediyesi, Sakarya Nehri kıyı güzergâhında yürüyüş ve bisiklet parkuru projesini gündemine almıştır. Nehir kıyısı balıkçılığı ve kano turizmi için pilot uygulamalar başlatılmaktadır.
Seyitgazi Kentsel Dönüşüm
Riskİkinci derece deprem bölgesi; Frigya kaya platformu görece stabil, tarihi kalıntı çevresi zemin hassasiyeti, kışın don döngüsü.
Seyitgazi, Eskişehir'in güneyinde, Frigya (Phrygia) antik uygarlığının izlerini taşıyan tarihi ve kültürel miras açısından son derece zengin bir ilçedir. Türk-İslam geleneğinde Battal Gazi'nin türbesine ev sahipliği yapan ilçe, hem dinî hem arkeolojik açıdan önem taşımaktadır. Yakınındaki Frigya Vadisi, kaya oyma tapınakları, frig stelleri ve kaya mezarlarıyla Türkiye'nin az keşfedilmiş arkeoloji hazinelerinden biridir. Nüfusu 18.000-20.000 arasındadır. Jeolojik açıdan Seyitgazi ve çevresi, Frigya platosu olarak bilinen sert volkanik tüf kayaçları üzerine oturmaktadır. Bu zemin türü, kaya oyma yapılar için uygun sertliğiyle antik dönemden bu yana tercih edilmişken, günümüz inşaatı için görece stabil bir temel sağlamaktadır. Tarihi kalıntılar çevresindeki inşaat faaliyetleri Kültür Bakanlığı'nın arkeolojik sit koruma kısıtlamalarına tabidir. İkinci derece deprem bölgesinde sismik risk orta düzeydedir. Seyitgazi'nin turizm potansiyeli son yıllarda giderek daha geniş kitlelerce keşfedilmektedir. Frigya Vadisi'nin Dünya Mirası Listesi'ne alınması için sürdürülen çalışmalar, ilçeyi ulusal ve uluslararası turizm gündemine taşımaktadır.
Sivrihisar Kentsel Dönüşüm
Riskİkinci derece deprem bölgesi; Frigya kaya tabanı görece stabil, çöl iklimi don döngüsü ve rüzgâr erozyonu yapı yüzeyi riski.
Sivrihisar, Eskişehir'in güneydoğusunda, Frigya platosu ile İç Anadolu'nun bozkır arazisinin kesişiminde konumlanan tarihi bir ilçedir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan camileri ve medreseleriyle zengin bir mimari mirasa sahip olan ilçe, Nasreddin Hoca'nın kültürel coğrafyasına yakınlığıyla da ilgi çekmektedir. Nüfusu 18.000-20.000 arasında olan Sivrihisar, Eskişehir'in en büyük kırsal ilçelerinden biridir. Jeolojik açıdan Sivrihisar, Frigya plato bazaltı ve kireçtaşının egemen olduğu görece stabil bir zemin yapısına sahiptir. İkinci derece deprem bölgesinde sismik risk orta-düşük seviyede değerlendirilmektedir. Bozkır iklimiyle yaz-kış arasındaki büyük sıcaklık farkı (yazın 38°C, kışın -20°C), yapı yüzeylerinde termal genleşme-büzülme döngüsüyle köklü hasar birikimini hızlandırmaktadır. Rüzgâr erozyonu da bölgede geleneksel taş ve kerpiç yapıları yıpratmaktadır. Sivrihisar'da Selçuklu dönemi yapıları restorasyon kapsamında koruma altına alınmakta; Kültür Bakanlığı destekli projelerin bir bölümü başlatılmış durumdadır. Arkeolojik açıdan zengin Ballıhisar (Pessinus) antik kenti çevresindeki çalışmalar, Sivrihisar'ı arkeoloji turizmi açısından önemli bir ilçe konumuna taşımaktadır.