Isparta Kentsel Dönüşüm, Fay Zonları ve Eski Yığma Binalar
Isparta Merkez kentsel dönüşüm projeleri: Fethiye-Burdur fay hattı riskleri, eski yığma bina stoğunun yıkımı, Çünür yeni yerleşim bölgeleri ve devlet destekleri.
Güncelleme: Mayıs 2026 · Kentsel Dönüşüm Hub
Isparta Kentsel Dönüşüm Genel Bakış
Göller Yöresi'nin kalbinde yer alan Isparta, aktif Fethiye-Burdur fay zonunun doğrudan etkisi altında olan, birinci derece deprem bölgesi bir ilimizdir. Hafızalarda 1914 yılındaki büyük Isparta depreminin izlerini taşıyan şehirde, yapı stoğunun önemli bir kısmı 1980-2000 yılları arasında, güncel deprem yönetmeliklerinden çok uzak mühendislik standartlarıyla inşa edilmiştir. Isparta'da kentsel dönüşüm, özellikle şehir merkezindeki dar sokaklara sıkışmış, ekonomik ömrünü tamamlamış tuğla yığma binaların veya kalitesiz betonarme apartmanların acilen yenilenmesi üzerine odaklanmaktadır. Şehrin topoğrafyası ve yerel belediyenin imar planları, dikey (çok katlı) yapılaşmadan ziyade Zemin + 4/5 kat gibi yatay mimariyi teşvik etmektedir. Bu kat sınırı şehir için çok güvenli olsa da, kentsel dönüşümde 'müteahhit payı' (emsal artışı) çıkarılamadığı için hak sahiplerinin binalarını kendi bütçeleri veya banka kredileri ile yenilemelerini zorunlu kılmaktadır. Şehrin kuzeyine doğru uzanan Çünür (Yenişehitler) bölgesi ise, sağlam altyapısı ve yeni konutlarıyla eski merkezden kaçan vatandaşlar için bir cazibe (rezerv) merkezi konumundadır.
Isparta Kentsel Dönüşümde Devlet Destekleri
Isparta İlçe Kentsel Dönüşüm Rehberleri
Merkez Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek (Fay Hattı ve Yorgun Yapı Stoğu)
Isparta Merkez ilçesi, ticari hayatın ve yerleşik nüfusun en yoğun olduğu bölgedir. İstiklal ve Halife Sultan gibi eski mahallelerde binalar bitişik nizam ve yorgundur. Bu bölgelerdeki binaların kentsel dönüşüm sürecinde, yıkım işlemleri sırasında yan binalara zarar vermemek (domino etkisi) en büyük fiziksel zorluktur. Ayrıca bu dar sokaklı mahallelerde Yeni Otopark Yönetmeliği'nin getirdiği 'her daireye bir otopark' şartını sağlamak, küçük parsellerde neredeyse imkansızdır. Isparta Belediyesi, bu sorunu aşmak için vatandaşları komşu parsellerle anlaşmaya (ada bazlı dönüşüm / tevhit) zorlamakta veya teşvik etmektedir. Isparta ovasının bazı kesimlerinde yeraltı suyu problemi bulunsa da, şehrin geneli nispeten sağlam bir zemin yapısına sahiptir. Vatandaşların en büyük çekincesi, artan inşaat maliyetleri karşısında kentsel dönüşüm kredilerinin faiz yüküdür. Müteahhitler, merkezdeki küçük projeler yerine Çünür gibi şehrin yeni gelişen, arsaları büyük ve planlı mahallelerinde lüks site projeleri yapmayı (yap-sat) tercih etmektedir. Bu da merkezdeki yaşlı binaların dönüşümünü yavaşlatan bir diğer faktördür.
Aksu Kentsel Dönüşüm
RiskToros Dağları eteklerinde ikinci derece deprem bölgesi; gül tarımı alanlarında doğal zemin ancak dağ yamaçlarında heyelan ve erozyon riski mevcut.
Aksu, Isparta iline bağlı ve Türkiye'nin dünyaca ünlü gül üretim coğrafyasının kalbinde yer alan bir ilçedir. 'Isparta Gülü' olarak bilinen Rosa damascena'nın yetiştirildiği en verimli alanlar Aksu ve komşu ilçelerde bulunmaktadır. İlçe nüfusu 15.000 civarındadır. Toros Dağları'nın eteklerinde konumlanan Aksu, görece stabil kaya zeminleri sayesinde deprem riski bakımından ilçe içi büyük farklılıklar göstermektedir. Ova kesimleri daha güvenli iken dağ yamaçlarındaki köylerde yağışlı dönemlerde heyelan riski bulunmaktadır. Gül tarımı ilçenin ekonomik kimliğini belirlemektedir. Her yıl Mayıs-Haziran döneminde gerçekleştirilen gül hasadı Isparta'nın en önemli ekonomik aktivitelerinden birini oluşturmaktadır. Gül yağı ve gülsuyu üretiminde Türkiye'nin küresel liderliği büyük ölçüde bu bölgeye dayanmaktadır. Kentsel dönüşüm kapsamında hasar tespit çalışmaları sürdürülmekte; gül bahçelerinin korunmasıyla uyumlu sürdürülebilir yapılaşma modelleri tartışılmaktadır.
Atabey Kentsel Dönüşüm
RiskIsparta havzasında ikinci derece deprem bölgesi; ova alüvyonu ve kaya geçişleri zemin değişkenliği, antik Tymandos yerleşimi üzerine kurulu ilçede arkeolojik zemin riski.
Atabey, Isparta ovasının kuzeyinde yer alan tarihi bir ilçedir. Antik Tymandos kentinin üzerine kurulu ilçe, Roma ve Bizans dönemine ait arkeolojik katmanlar üzerinde günümüz yapılaşmasını barındırmaktadır. İlçe nüfusu 5.000 civarında olup küçük ölçeğiyle sakin bir kırsal karakter taşımaktadır. Arkeolojik zemin üzerinde gerçekleştirilen yapılaşma özgün risk faktörleri içermektedir: tarihi yapı kalıntılarının üzerindeki boşluklar ve farklı sıkışma dereceleri, deprem sırasında düzensiz zemin davranışına yol açabilmektedir. Yeni yapılaşmada arkeolojik etüt zorunluluğu bu nedenle hem koruma hem güvenlik açısından kritiktir. Ekonomi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Kuru tarım alanlarında tahıl ve meyve bahçeciliği yapılmakta; Isparta merkezine yakınlığı sayesinde ilçe halkı kentsel hizmetlere erişimde dezavantajlı değildir. Kentsel dönüşüm projeleri ilçenin küçük ölçeği nedeniyle sınırlı kalmakta; ancak mevcut yapı stoğunun büyük bölümünün 1980 öncesi konut olması yenileme ihtiyacını ortaya koymaktadır.
Eğirdir Kentsel Dönüşüm
RiskEğirdir Gölü kıyısında ikinci derece deprem bölgesi; göl kıyısı dolgu alanları ve balıkçı rıhtımı bölgelerinde zemin farklılaşması, Toros Dağları çevresinde heyelan riski.
Eğirdir, Türkiye'nin dördüncü büyük tatlı su gölü olan Eğirdir Gölü kıyısında kurulu, turizm ve elma üretimiyle nam salmış bir ilçedir. Nüfusu 35.000 civarındaki ilçe, Yeşilada gibi göl ortasındaki tarihi adacığıyla özgün bir doğal-kültürel miras sunmaktadır. İspir Kalesi ve Bizans dönemine ait yapılar ilçenin tarihsel zenginliğini yansıtmaktadır. Deprem riski açısından Eğirdir Fayı ve Isparta Açısı olarak bilinen sismik yapı bölgenin jeolojik kırılganlığını belirlemektedir. Eğirdir Gölü havzasında birbirine yakın iki farklı levha hareketinin kesişmesi özgün bir tektonik ortam yaratmaktadır. Göl kıyısındaki dolgu alanları ve balıkçı rıhtımları, büyük depremde su altında kalma ve sıvılaşma riski taşıyabilir. Yeşilada gibi düşük kotlu adacık yerleşimi olası bir göl seiş dalgasına karşı kırılgandır. Elma üretiminde Türkiye'nin önde gelen ilçelerinden olan Eğirdir'in ekonomisi tarım ve kış-doğa turizmiyle şekillenmektedir. Toros dağ tatbikatları ve Su Sporları Merkezi ilçenin turizm çeşitliliğini artırmaktadır.
Gelendost Kentsel Dönüşüm
RiskEğirdir Gölü güneyinde ikinci derece deprem bölgesi; geniş ova alüvyonları orta zemin riski, Toros etekleri heyelan, sulama kanalları yakınında zemin nemlenme sorunu.
Gelendost, Eğirdir Gölü'nün güneyinde ve Isparta ovasının kuzey kesiminde uzanan verimli tarım arazilerine ev sahipliği yapan sakin bir ilçedir. Nüfusu 15.000 civarındadır. İlçe adı, Türk kültüründe bağlılık ve dostluğun simgesi olan 'gelen dost' ifadesinden türemiştir. Deprem açısından bölge, Eğirdir Fayı ve Isparta havzasının sismik etki alanında yer almaktadır. İkinci derece deprem bölgesinde yer alan ilçede zemin yapısı büyük ölçüde alüvyondan oluşmakta; bu durum şiddetli depremlerde sarsıntı amplifikasyonuna yol açabilmektedir. Eğirdir Gölü'nün sulama kanalları ilçe tarım arazilerinin sulanmasını sağlamaktadır. Sulama kanalı güzergâhlarında zemin neminin artması, deprem anında lokal zemin davranışını farklılaştırabilmektedir. Elma, kiraz ve şeker pancarı tarımı ilçenin ekonomik temelini oluşturmaktadır. Hoyran bölgesindeki antik Hoyran Gölü manzarası ve kamp alanları küçük ölçekli turizm potansiyeli taşımaktadır.
Gönen Kentsel Dönüşüm
RiskToros Dağları kuzey eteklerinde ikinci derece deprem bölgesi; kireçtaşı jeolojisi yeraltı mağara boşlukları doğurabilir, yamaç instabilitesi heyelan riski taşıyor.
Gönen, Isparta iline bağlı ve Toros Dağları'nın kuzey eteklerinde, yüksek rakımlı bir konumda yer alan ilçedir. Nüfusu 8.000 civarındaki Gönen, geniş orman alanları ve kışın kar yağışıyla kapalı kalan yüksek köyleriyle Isparta'nın en kırsal ilçelerinden biridir. Kireçtaşı jeolojisi bölgeye özgün bir deprem riski katmaktadır: karst oluşumları çözünme boşlukları yaratabilmekte; bu boşluklar deprem sarsıntısı altında ani çöküntüye yol açma potansiyeli taşımaktadır. Yerel zemin etüdleri bu olasılığı göz önünde bulundurmalıdır. Toros yamaçlarında yoğun yağış dönemlerinde heyelan ve kaya düşmesi olayları gözlemlenmektedir. Dedegöl Dağı eteklerinde konumlanan köyler mevsimsel ulaşım kesintileriyle karşılaşmaktadır. İlçe ekonomisi orman ürünleri, hayvancılık ve küçük ölçekli tahıl tarımına dayanmaktadır. Yaban hayatı zenginliği (Dedegöl yüksek platoları) doğa turizmi için potansiyel sunmaktadır.
Keçiborlu Kentsel Dönüşüm
RiskIsparta ovasının güneyinde ikinci derece deprem bölgesi; kükürt madeni sahası çevresi özel jeolojik risk, alüvyon ova zemini zemin amplifikasyonu, kimyasal endüstri yakınlığı.
Keçiborlu, Isparta ovasının güney kesiminde yer alan ve Türkiye'nin önemli kükürt madeni rezervlerine ev sahipliği yapan ilçedir. Etibank bünyesinde işletilen Keçiborlu Kükürt Madeni Türkiye'nin kükürt üretiminde tarihsel önemi olan bir tesistir. İlçe nüfusu 15.000 civarındadır. Kükürt madenciliği geçmişi ilçeye özgün jeolojik riskler bırakmıştır: eski ocak boşlukları ve yeraltı tünelleri zemin stabilitesini yerel ölçekte etkileyebilmektedir. Maden çevresi alanlarda yapılaşma için özel jeolojik etüt gerekmektedir. Isparta ovasının alüvyon zemini üzerinde konumlanan ilçe, büyük depremlerde zemin amplifikasyonu yaşayabilir. İkinci derece deprem bölgesinde olmasına karşın zemin koşulları dikkate alınarak hazırlanan yapı rejimleri uygulanmaktadır. Ekonomide tarım ve sanayi iç içedir. Gül tarımı, tahıl ve hayvancılık yanı sıra kimya sanayi tesisleri ilçeye farklı bir ekonomik karakter kazandırmaktadır.
Senirkent Kentsel Dönüşüm
RiskIsparta havzasının doğusunda ikinci derece deprem bölgesi; 1993 Senirkent sel felaketi tarihi deneyim; yamaç köyleri heyelan riski, ova alüvyonu zemin amplifikasyonu.
Senirkent, Isparta iline bağlı ve Toros Dağları'nın kuzey yamaçlarında konumlanan ilçedir. 1993 yılında yaşanan yıkıcı sel felaketiyle adını duyuran ilçe, afet risk yönetimi açısından Türkiye'de önemli bir referans noktasıdır. O sel felaketinde 70'ten fazla kişi hayatını kaybetmiş; Uluğbey köyü tamamen taşınmak zorunda kalmıştır. Deprem riski açısından Isparta havzası ile Toros fay sistemleri ilçeyi ikinci derece sismik tehdit altına sokmaktadır. 1993 selinin yarattığı jeolojik değişiklikler bazı yamaçların istikrarsızlığını artırmıştır. Uluğbey'in yeniden yerleşim süreci Türkiye'nin afet sonrası köy taşıma uygulamalarının örnek vakalarından biri olmuştur. Yeni köy, eski yatağından uzaklaşan konumda planlanmış; sel riski minimize edilmiştir. Ekonomi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Kiraz, elma ve bağcılık Senirkent'in başlıca tarım ürünleridir. Afet deneyimi toplumsal afet farkındalığını bölgede kalıcı biçimde yüksek tutmaktadır.
Sütçüler Kentsel Dönüşüm
RiskToros yüksek dağ arazisinde ikinci-üçüncü derece geçiş bölgesi; karst mağara sistemi, şelale vadileri ve derin kanyonlar heyelan-kaya düşmesi riski, ulaşım güçlüğü.
Sütçüler, Isparta'nın Toros Dağları içindeki en dağlık ve ormanlık ilçelerinden biridir. Kovada Gölü ve Kovada Kanalı, Yazılı Kanyon Tabiat Parkı ve Tota Şelalesi gibi doğal güzelliklerle kaplı ilçe, eko-turizm potansiyeli yüksek bir coğrafi yapıya sahiptir. Nüfusu 10.000 civarındadır. Karst jeolojisi bölgeye özgün riskler yaratmaktadır: Yazılı Kanyon çevresindeki kireçtaşı kütlelerinde mağara boşlukları, dik yamaçlarda kaya düşmesi ve parça kopmaları gözlemlenmektedir. Deprem anında bu koşulların bir araya gelmesi riski katlar. Yazılı Kanyon Tabiat Parkı ziyaretçi yoğunluğunun artmasıyla birlikte doğa riski yönetimi önem kazanmıştır: kayalık yürüyüş yollarında güvenlik önlemleri genişletilmektedir. Ekonomi orman ürünleri (odun, reçine), hayvancılık ve giderek gelişen doğa turizminden oluşmaktadır. Kasımlar gibi köylerin doğal doku korunarak belgelenmiş kültürel değerleri mevcuttur.
Şarkikaraağaç Kentsel Dönüşüm
RiskBeyşehir Gölü güneybatısında ikinci derece deprem bölgesi; kaya ve kireçtaşı zemin Toros eteklerinde heyelan riski, göl kıyısında alüvyon zemin nem değişkenliği.
Şarkikaraağaç, Isparta iline bağlı ve Beyşehir Gölü'nün güneybatı kıyısında yer alan bir ilçedir. Toros Dağları'nın kuzey etekleriyle göl kıyısının birleştiği bu coğrafya hem tarımsal verimlilik hem doğal güzellik açısından zengindir. İlçe nüfusu 20.000 civarındadır. Beyşehir Gölü havzasının sismik dinamiği, Isparta Açısı tektonik yapısıyla doğrudan ilişkilidir. Göl tabanı fay sistemleri, büyük depremlerde göl içi seiş ve kıyı çökmelerine yol açabilmektedir. Bu nedenle kıyı yapılaşmasında özel önlemler alınması önerilmektedir. Toros eteklerindeki köyler heyelan ve kaya düşmesi riski taşımaktadır. Özellikle derin vadilerin kenarında konumlanan yerleşimler bu risk altındadır. Ekonomi tahıl, meyve ve hayvancılığa dayanmaktadır. Karaağaç meşesi ormanlık alanları bölgenin ekolojik değerini artırmaktadır. Beyşehir Gölü balıkçılığı geçimlik ölçekte sürdürülmektedir.
Uluborlu Kentsel Dönüşüm
RiskToros Dağları güney eteklerinde ikinci derece deprem bölgesi; antik Apollonia ad Pisidiam kalıntıları üzerinde yapılaşma, yerel kireçtaşı formasyonu zemin risk unsuru.
Uluborlu, Isparta iline bağlı ve antik Pisidya bölgesinin önemli kentlerinden Apollonia ad Pisidiam'ın mirasını taşıyan tarihi bir ilçedir. Toros Dağları eteklerinde, yüksek bir platoda kurulmuş olan ilçe nüfusu 10.000 civarındadır. Tahılcılık, meyvecilik ve hayvancılık ekonominin temelini oluşturmaktadır. Kireçtaşı egemen jeolojisi ilçede karst boşlukları oluşturmaktadır; bu da zemin güvenliği açısından dikkat gerektiren bir faktördür. Deprem sırasında karst boşluklarının çökmesi yerleşim alanlarında lokal zemin hasarına yol açabilmektedir. Antik Apollonia kalıntıları ilçenin eteklerinde yer almakta olup arkeolojik çalışmalar hâlâ sürmektedir. Kültür turizmi potansiyeli taşıyan ilçe, antik kente yakınlığı sayesinde alternatif geçim kaynağı geliştirme fırsatına sahiptir. Kentsel dönüşüm kapsamında 1980 öncesi yapı stoğunun güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Küçük ölçekli ilçede nüfus göçü sürmekte; aktif nüfus Isparta ve Burdur merkezlerine çekilmektedir.
Yalvaç Kentsel Dönüşüm
RiskEğirdir Gölü kuzeydoğusunda ve Pisidya Antakya yakınında ikinci derece deprem bölgesi; alüvyon ova zemini amplifikasyon riski, antik tünel ve altyapı üzerine konumlanan modern yapılaşma.
Yalvaç, Isparta iline bağlı ve dünyaca ünlü Pisidya Antakyası (Antioch in Pisidia) antik kentine ev sahipliği yapan önemli bir ilçedir. Aziz Pavlus'un misyonerlik seyahatlerindeki ilk İncil vaazını verdiği yer olarak Hristiyan dünyasında kutsal kabul edilen kent, uluslararası arkeolojik önem taşımaktadır. İlçe nüfusu 40.000 civarındadır. Bölge, Isparta havzasının sismik aktif kesiminde yer almaktadır. Eğirdir Fayı'na yakınlığı ve alüvyon ova zemini büyük depremlerde amplifikasyon yaratabilmektedir. Antik kentteki yeraltı sarnıçları ve tünel sistemi modern yapılaşmanın altında kalmaktadır. Arkeolojik alan 1990'lardan itibaren Türk-Amerikan ortaklığıyla kazılmakta; her yıl ziyaretçi sayısı artmaktadır. Yalvaç Müzesi Roma ve Bizans dönemine ait eserleri sergilemektedir. Ekonomi tarım (domates, elma, şeker pancarı), hayvancılık ve turizme dayanmaktadır. Pisidya Antakyası'nın uluslararası tanınırlığı, ilçenin turizm potansiyelini bölgedeki diğer ilçelerin önüne geçirmektedir.
Yenişarbademli Kentsel Dönüşüm
RiskKovada Gölü çevresinde ikinci-üçüncü derece geçiş bölgesi; Toros yüksek dağ arazisi, bademlik ve orman içi köyler heyelan-kaya düşmesi riski, uzak konumda altyapı kırılganlığı.
Yenişarbademli, Isparta'nın en küçük ve en uzak ilçelerinden biridir. Kovada Gölü kıyısında ve Toros Dağları'nın yüksek kesimlerinde konumlanan ilçe, adını tarihsel olarak bölgede yetişen bademliklerden almaktadır. Nüfusu 4.000'in altında olup Türkiye'nin en az nüfuslu ilçelerinden biridir. Kovada Gölü ve Kovada Kanalı bölgenin su kaynakları sisteminin önemli parçasıdır; bu sistem Eğirdir ve Beyşehir göllerini birbirine bağlamaktadır. Gölün su seviyesindeki değişimler kıyı yerleşimlerini doğrudan etkileyebilmektedir. Deprem açısından Toros fay sistemleri ve bölgesel sismik aktivite ikinci-üçüncü derece tehdit oluşturmaktadır. Dağlık arazi ve yüksek zemin stabilitesi riski görece azaltmakta; ancak kaya kütlelerinden kopma ve heyelan olasılığı devam etmektedir. Ekonomi orman ürünleri, hayvancılık ve arıcılığa dayanmaktadır. Küçük nüfusu ve dağlık coğrafyası nedeniyle kamu altyapı yatırımları güçlükle ulaşabilmektedir.