Çanakkale Kentsel Dönüşüm, Marmara Fay Hattı ve Kıyı Zemin Etüdü
Çanakkale Merkez kentsel dönüşüm rehberi: Barbaros ve Cevatpaşa mahallelerinde kıyı korozyonu, sıvılaşma riskleri, müteahhit payları ve yeni deprem yönetmeliği standartları.
Güncelleme: Mayıs 2026 · Kentsel Dönüşüm Hub
Çanakkale Kentsel Dönüşüm Genel Bakış
Çanakkale, hem Marmara Denizi'ne hem de Ege'ye açılan stratejik konumu ve tarihi dokusuyla hızla büyüyen bir şehirdir. Ancak sismolojik açıdan Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın (KAF) güneybatı uzantılarının ve Ege çöküntü sisteminin tam ortasında yer alması, ili birinci derece deprem bölgesi yapmaktadır. 1953 Yenice-Gönen ve daha yakın tarihteki Ayvacık depremleri, bölgenin sismik hareketliliğinin kanıtıdır. Çanakkale'de kentsel dönüşüm, özellikle kıyı şeridine yakın alüvyon zeminlerde kurulu eski binaların yenilenmesi üzerine odaklanmaktadır. Lodos rüzgarlarının taşıdığı deniz tuzu, binaların dış cephelerinden sızarak taşıyıcı betonarme sistemlerde ağır korozyona (demir çürümesine) yol açmaktadır. Ayrıca yüksek yeraltı suyu seviyesi, yeni inşa edilecek binalarda yalıtım (bohçalama) ve iksa (zemin tutma) maliyetlerini artırmaktadır. Çanakkale'de halkın bilinç seviyesinin yüksek olması kentsel dönüşüm talebini artırsa da, imar planlarındaki kat sınırlamaları (genelde 4-5 kat) müteahhitlerin kat karşılığı projelere girmesini zorlaştırmakta, mülk sahiplerini kentsel dönüşüm kredileri ile kendi binalarını finanse etmeye yöneltmektedir.
Çanakkale Kentsel Dönüşümde Devlet Destekleri
Çanakkale İlçe Kentsel Dönüşüm Rehberleri
Merkez Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek (Sıvılaşma ve Tuz Korozyonu)
Çanakkale Merkez ilçesi, Boğaz'ın sularına paralel uzanan düzlüklerden başlayıp Esenler gibi daha sağlam zeminli yamaçlara doğru genişlemektedir. Kentsel dönüşümün en acil olduğu bölgeler, denize sıfır veya çok yakın olan Barbaros ve Cevatpaşa mahallelerindeki 1999 öncesi yapılmış 5-6 katlı bitişik nizam apartmanlardır. Bu bölgelerde zemin, Boğaz'ın tarihsel süreçte taşıdığı kumluk ve suya doygun alüvyonlardan oluşur. Olası bir depremde zemin sıvılaşması riski maksimum seviyededir. Yıkılan eski binaların yerine yenisi yapılırken, zemin etüdü raporlarına istinaden jet-grout (zemin enjeksiyonu) veya fore kazık zorunluluğu doğmaktadır. Bu durum, arsa sahipleri ile müteahhitler arasındaki kat karşılığı anlaşmalarında kriz yaratmaktadır. Müteahhitler, yüksek zemin maliyetlerini karşılamak için hak sahiplerinden nakit farkı talep etmektedir. Öte yandan Esenler mahallesi gibi yeni gelişim alanlarında zemin kayalık ve sağlam olsa da, buradaki eski kooperatif sitelerinin güncel ısı yalıtımı ve otopark yönetmeliklerine uyum sağlamak amacıyla yıkılıp yeniden yapılması trendi hız kazanmıştır.
Ayvacık Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Ayvacık ve çevresi, Ege deprem kuşağının aktif segmentleri üzerinde yer alması nedeniyle tarihsel süreçte birçok yıkıcı depremle sarsılmıştır; 2017 Ege depremi de bölgeyi önemli ölçüde etkilemiştir.
Ayvacık, Çanakkale'nin güneybatısında yer alan, Assos antik kenti ve Behramkale köyüyle tanınan tarihsel bir ilçedir. Ege fay sistemi üzerindeki konumu, ilçeyi bölgenin en yüksek sismik tehlike zonlarından birine sokmaktadır. 2017'de Ege'de meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki deprem Ayvacık köylerinde belirgin hasar bırakmış; birçok yığma yapı kısmen ya da tamamen çökmüştür. Köy yerleşkelerindeki yığma taş ve harç bağlayıcılı geleneksel yapıların depreme karşı dayanımı son derece düşüktür. Küçükkuyu kıyı şeridinde ise turizm amaçlı inşaatların zemin etüdü yapılmaksızın gerçekleştirildiği gözlemlenmektedir. Kıyıya yakın alanlarda kumlu ve gevşek zemin koşulları sıvılaşma potansiyeli taşımaktadır. Behramkale gibi tarihi alanlar, kültürel miras değerleri nedeniyle yıkım yerine restorasyon odaklı bir yaklaşım gerektirmektedir. Ancak yoğun yaz turizmi baskısı, yetersiz imar planlamasını tetiklemekte ve özellikle sahil şeridinde denetimsiz yapılaşmayı artırmaktadır.
Bayramiç Kentsel Dönüşüm
RiskOrta Risk – Bayramiç, Kaz Dağları eteklerindeki konumuyla orta düzeyde sismik tehlike içermekte; ilçe merkezindeki eski betonarme ve yığma yapılar güncel yönetmelikleri karşılamamaktadır.
Bayramiç, Kaz Dağları'nın (İda) eteklerinde kurulu, doğa turizmi ve organik tarımla tanınan bir ilçedir. Sismik aktivite açısından bölge, Ege deprem kuşağının etki alanında kalmakla birlikte aktif fay hatlarından görece uzak olması nedeniyle orta tehlike bandında değerlendirilmektedir. Yine de Ezine ve Ayvacık yönündeki fayların büyük bir deprem üretmesi halinde ilçeyi etkileyebileceği unutulmamalıdır. İlçe merkezinde 1960-1985 yılları arasında inşa edilmiş betonarme yapılar mevcuttur. Bu yapılar, hem mimari açıdan eskimiş hem de güncel deprem yönetmeliklerini karşılamaktan uzaktır. Köylerdeki geleneksel taş ve kerpiç yapılar ise nem, don-çözülme döngüsü ve yıllar içindeki bakımsızlık nedeniyle hızla bozunmaktadır. Kaz Dağları'nda artan turizm yatırımları, plansız yapılaşma baskısını beraberinde getirmekte; bu durum zemin etüdü yapılmaksızın gerçekleşen bungalov ve pansiyon inşaatlarının artmasına neden olmaktadır. İlçede kentsel dönüşümün öncelikli hedefleri, merkezdeki eski bina stoğu ve köy yığma yapılarıdır.
Biga Kentsel Dönüşüm
RiskOrta Risk – Biga, Güney Marmara havzasının etkisinde kalarak orta düzeyde deprem tehlikesi taşımakta; merkezdeki eski yapı stoğu ile sanayi bölgesi yakınındaki yerleşim alanları öncelikli risk bölgeleri olarak öne çıkmaktadır.
Biga, Çanakkale'nin doğusunda yer alan, sanayi ve tarım faaliyetleriyle öne çıkan bir ilçedir. Güney Marmara havzasına yakınlığı nedeniyle ilçe, bölgesel deprem tehlikesiyle karşı karşıyadır. Biga Çayı vadisinin alüvyal zeminleri, deprem sırasında zemin büyütmesi ve taşkın riski açısından dikkat gerektiren lokasyonlar sunmaktadır. Biga merkez mahallelerinde 1970-1990 yılları arasında inşa edilmiş betonarme bloklar mevcut olup bu yapıların büyük çoğunluğu 1997 ve 2007 deprem yönetmeliklerinin gerekliliklerini karşılamamaktadır. Bazı bloklarda aşırı kat ilavesi ve balkon kapatmaları gibi kaçak yapılaşma unsurları da saptanmıştır. Karabiga sahil yerleşkesi, kıyıya yakın kumlu zemin koşulları nedeniyle sıvılaşma riski barındırmaktadır. Ayrıca Biga'daki sanayi tesislerinin çevresindeki konut alanları, endüstriyel tehlike tampon bölgeleri açısından yeniden değerlendirilmesi gereken bölgeler arasındadır.
Bozcaada Kentsel Dönüşüm
RiskDüşük-Orta Risk – Bozcaada, ada konumu ve küçük ölçeği nedeniyle görece düşük deprem riski taşımakla birlikte, tarihi Rum mimarisi kökenli eski yapılar ve turizm yoğunluğuyla gelen denetimsiz tadilat sorunları kentsel dönüşümde öncelikli konular arasındadır.
Bozcaada, Çanakkale açıklarında yer alan Türkiye'nin en küçük ilçelerinden biridir. Ada, yoğun turizm talebi ve tarihi Rum dönemi mimarisini barındıran özgün kentsel dokusuyla dikkat çekmektedir. Yapı stoğunun önemli bir bölümü Osmanlı ve Rum dönemi taş yapılarından oluşmakta olup bu yapıların büyük kısmı Kültür Bakanlığı tarafından tescillenmiştir. Bozcaada, Ege açık deniz deprem kuşağından görece uzak olması nedeniyle düşük-orta sismik tehlike bandında yer almaktadır. Ancak tescilli tarihi yapıların kötü durumu ve turizm baskısıyla hız kazanan izinsiz iç mekân tadilat faaliyetleri ciddi sorunlar doğurmaktadır. Bazı mülk sahipleri, yapıyı zayıflatan müdahaleleri ruhsatsız biçimde gerçekleştirmektedir. Adanın kısıtlı ulaşım imkânları, hem inşaat malzemesi teminini hem de nitelikli işçi ulaşımını zorlaştırmakta; bu durum kentsel dönüşüm maliyetlerini kara koşullarının 1,5-2 katına çıkarabilmektedir. Ada için Bakanlık'ın özel ada kentsel dönüşüm programı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Çan Kentsel Dönüşüm
RiskOrta Risk – Çan, Güney Marmara havzasının etkisinde kalan orta düzeyde sismik tehlike zonunda yer almakta; merkezdeki 1970-1990 dönemi yapılar ile kömür havzasına bağlı sanayi çevresindeki konutlar öncelikli dönüşüm hedeflerini oluşturmaktadır.
Çan, Çanakkale'nin güneydoğusunda konumlanan, linyit kömürü üretimi ve seramik sanayiiyle tanınan bir ilçedir. Güney Marmara havzasına olan yakınlığı nedeniyle bölge orta düzeyde sismik tehlike içermekte; tarihsel süreçte 5 büyüklüğünü aşan depremler ilçeyi zaman zaman etkilemiştir. Çan merkez mahallelerinde 1970-1990 dönemine ait betonarme yapılar yoğun biçimde yer almaktadır. Bu yapıların büyük çoğunluğu dönemin yetersiz deprem yönetmeliği standartlarına göre inşa edilmiş olup günümüz sismik koşullarında yüksek kırılganlık göstermektedir. Enerji verimliliği ve ısı yalıtımı açısından da yetersiz olan bu yapılar, ciddi biçimde yenileme gerektirmektedir. Kömür havzasına bağlı sanayi faaliyetleri nedeniyle bazı konut alanlarında zemin oturması ve titreşim kaynaklı yapı hasarı gözlemlenebilmektedir. Ayrıca linyit ocakları çevresindeki zemin stabilitesi konusu özel geoteknik değerlendirme gerektirmekte; bu alanların imara açılması tavsiye edilmemektedir.
Eceabat Kentsel Dönüşüm
RiskOrta Risk – Eceabat, Gelibolu Yarımadası üzerinde konumlanan stratejik bir ilçedir; tarihi alanlar ve turizm yapıları yoğunluğu kentsel dönüşümü zorlaştırmakla birlikte, boğaz kıyısındaki alüvyal zemin koşulları da dikkate alınmalıdır.
Eceabat, Çanakkale Boğazı'nın Avrupa yakasında yer alan ve Çanakkale Savaşları anıtlarıyla dünyaca tanınan bir ilçedir. İlçenin nüfusu görece az olmakla birlikte, özellikle Anzak Günü ve yaz döneminde yoğun turizm trafiği yaşanmaktadır. Bu durum, kısa dönemde çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan yapılar üzerinde yük ve güvenlik baskısı oluşturmaktadır. Eceabat boğaz kıyısındaki alüvyal zemin koşulları, deprem anında zemin büyütmesi ve sıvılaşma riskini artırabilmektedir. İlçe merkezinde 1960-1980 dönemi betonarme yapılar mevcuttur; günümüz deprem yönetmeliklerini karşılamayan bu yapıların bir kısmı restorasyon yerine yeniden yapım gerektirecek düzeyde eskimiştir. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı sınırları, birçok alanda yapılaşmayı kısıtlamakta ve tarihsel alanlarla iç içe geçen yerleşim dokusunda kentsel dönüşümü zorlaştırmaktadır. Kilitbahir kalesi gibi tescilli yapıların yakın çevresinde herhangi bir müdahale Kültür Bakanlığı onayına tabi tutulmaktadır.
Ezine Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Ezine, Kuzey Ege fay sisteminin aktif kollarına yakın konumda olup tarihsel süreçte 6+ büyüklüğünde depremlere tanıklık etmiştir; köy yapı stoku ve antik kent yakınlarındaki yerleşimlerde kentsel dönüşüm aciliyeti yüksektir.
Ezine, Çanakkale'nin güneyinde, Troya yakınlarında yer alan ve peyniriyle ünlü tarihsel bir ilçedir. Kuzey Ege fay sistemi üzerindeki konumu, ilçeyi aktif sismik tehlike bantlarından birinde değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır. 1953 Yenice-Gönen depremi (M6,9) bu bölgeyi ciddi biçimde etkilemiş; pek çok yığma yapı o günden bu yana herhangi bir güçlendirme görmemiştir. Ezine merkez mahalleleri ile köy yerleşkelerinde 1940-1970 döneminden kalma taş, kerpiç ve beton-yığma karışımı yapılar yaygın olup bu yapılar modern deprem yönetmeliklerinin çok gerisindedir. Geyikli kıyı şeridinde kumlu-alüvyal zemin sıvılaşma riski taşımakta; bu alanda zemin etüdü yapılmaksızın gerçekleşen turizm amaçlı yapılaşma ciddi tehlike oluşturmaktadır. Troya arkeolojik alanının yakın çevresindeki yapılaşma, UNESCO Dünya Mirası alanı tampon zonlarıyla çatışmakta ve kentsel dönüşüm projelerini Kültür Bakanlığı onay süreçleriyle birleştirmeyi zorunlu kılmaktadır. İlçenin kırsal karakteri ve düşük nüfus yoğunluğu, kentsel dönüşüm finansmanına erişimi zorlaştıran etkenler arasındadır.
Gelibolu Kentsel Dönüşüm
RiskOrta Risk – Gelibolu yarımadası stratejik konumu ve tarihi mirası ile dikkat çekmekle birlikte, Çanakkale Boğazı kıyısındaki alüvyal zemin koşulları ve ilçe merkezindeki eski yapı stoğu kentsel dönüşüm gereksinimini artırmaktadır.
Gelibolu, I. Dünya Savaşı anıtlarıyla uluslararası üne kavuşmuş, Çanakkale Boğazı'nın Avrupa yakasında yer alan tarihsel bir ilçedir. Gelibolu merkezi, orta ölçekli kentsel altyapısı ve köklü ticaret geçmişiyle yarımadadaki en gelişmiş yerleşim yeridir. Bununla birlikte ilçe merkezinde 1960-1985 dönemine ait yoğun betonarme yapı stoğu mevcuttur; bu yapıların büyük bölümü güncel deprem yönetmeliklerinin gerisindedir. Boğaz kıyısındaki alüvyal zemin bandı, deniz tabanı dolgularıyla birleşince zemin büyütmesi ve oturma riskini artırmaktadır. Gelibolu limanı çevresindeki dolgu alanları özellikle dikkatli zemin analizi gerektirmektedir. Sahil şeridindeki eski yapıların bir kısmı turizm amaçlı kullanıma dönüştürülmüş olup bu kullanım değişikliği yapı statik hesaplarının yeniden yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Gelibolu Savaş Alanları Tarihi Milli Parkı, ilçenin geniş bir bölümünü kapsamakta; bu durum yeni yapılaşmayı kısıtlarken mevcut yapıların dönüşümüne odaklanmayı kaçınılmaz kılmaktadır.
Gökçeada Kentsel Dönüşüm
RiskDüşük-Orta Risk – Gökçeada, Kuzey Ege'nin en büyük adası olarak görece düşük deprem riskiyle, ancak uzak konumdan kaynaklanan lojistik güçlükler ve tarihi Rum mimarisi kökenli yapı stokuyla özel bir kentsel dönüşüm profilı sergilenmektedir.
Gökçeada, Türkiye'nin en büyük adası olup Kuzey Ege'nin sismik açıdan görece sakin bölgelerinden birinde yer almaktadır. Bununla birlikte tarihsel Rum köy mimarisini barındıran yapı stoku, yüzyıl öncesine uzanan taş ve harçlı duvar tekniğiyle inşa edilmiş olup deprem ve nem koşullarına karşı son derece savunmasızdır. 1964 sonrasında adadan göç dalgasıyla boşalan köy yerleşkeleri uzun yıllar harap kalmıştır. Son yıllarda turizm talebi ve mülk sahiplerinin geri dönüş ilgisiyle bazı yapılar restore edilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu süreç çoğunlukla ruhsatsız ve teknik denetimden yoksun biçimde yürütülmekte; tarihi yapılarda geri dönüşü olmayan hasarlara neden olmaktadır. Adanın kıta ile bağlantısının yalnızca deniz yoluyla sağlanması, inşaat malzemeleri ve nitelikli işçilik maliyetlerini 2-3 kat artırmaktadır. Bu durum kentsel dönüşüm finansman modellerinin ada koşullarına özel biçimde uyarlanmasını zorunlu kılmaktadır. Kültür Bakanlığı tescillerinin güncellenmesi ve ada özel teşvik paketinin hayata geçirilmesi ivedilik kazanmıştır.
İmroz Kentsel Dönüşüm
RiskDüşük Risk – İmroz (Gökçeada), düşük sismik tehlike zonu içinde kalmakla birlikte tarihi yapı stokuyla ilgili dönüşüm ve restorasyon gereksinimleri mevcuttur.
İmroz adası Gökçeada ilçesi bünyesinde değerlendirilmekte olup ayrı bir idari yapıya sahip değildir. İlçe geneli bilgileri Gökçeada başlığı altında ele alınmıştır.
Lapseki Kentsel Dönüşüm
RiskOrta Risk – Lapseki, Çanakkale Boğazı'nın Anadolu yakasında yer alıp boğaz kıyısındaki alüvyal zeminler ve 1970-1990 dönemi yapı stoku nedeniyle orta düzey kentsel dönüşüm önceliği taşımaktadır.
Lapseki, Çanakkale Boğazı'nın Anadolu (doğu) yakasında bulunan, feribot geçişleriyle öne çıkan bir ilçedir. Coğrafi konumu nedeniyle ilçe, Güney Marmara havzasından gelen sismik etkilere belirli bir maruziyete sahiptir. Boğaz kıyısındaki alüvyal zemin koşulları, deprem anında zemin büyütmesi ve oturma riskini artırmaktadır. Lapseki merkez mahallelerindeki yapı stoku ağırlıklı olarak 1970-1990 dönemine aittir. Bu yapıların modern deprem yönetmelikleri açısından yetersizliği, hem yapısal güvenlik riski hem de enerji verimliliği sorunu olarak öne çıkmaktadır. Sahil şeridine yakın bazı parsellerde taban suyu yüksekliği temel bütünlüğünü olumsuz etkileyebilmektedir. Boğaz geçiş trafiğinin yoğun olduğu Lapseki iskelesi çevresindeki yapı yoğunluğu, herhangi bir afet anında tahliye güçlükleri yaratabilecek kentsel tasarım sorunlarını barındırmaktadır. Kentsel dönüşüm çalışmalarının tahliye ve ulaşım planlamasıyla entegre edilmesi önem taşımaktadır.
Yenice Kentsel Dönüşüm
RiskYüksek Risk – Yenice, 1953 yılında bölgeyi yerle bir eden M6,9 büyüklüğündeki tarihi depremle özdeşleşmiş; fay hattına yakınlığı ve köy yapı stokununeski durumu nedeniyle yüksek öncelikli kentsel dönüşüm ihtiyacı taşımaktadır.
Yenice, Çanakkale'nin güneydoğusunda yer alan ve 18 Mart 1953'te meydana gelen Yenice-Gönen depremine (M6,9) adını veren tarihsel ilçedir. Bu deprem Çanakkale ve Balıkesir'de büyük yıkıma neden olmuş; binlerce yapı hasar görmüş ya da yıkılmıştır. Bugün ilçede o dönemden kalma az sayıda yapı varlığını sürdürmekle birlikte, sonraki yıllarda inşa edilen yapıların büyük çoğunluğu da günümüz standartlarını karşılamamaktadır. Yenice, Kuzey Anadolu ve Ege fay sistemlerinin kesişim etkisinde kalan bölgede yer almakta olup jeolojik araştırmalar fay segmentlerinin bölgesel aktivitesini doğrulamaktadır. Çağlayan Çayı vadisindeki alüvyal zemin katmanları, hem sıvılaşma riski hem de zemin büyütmesi açısından dikkatli değerlendirme gerektirmektedir. İlçe merkezi nüfusu görece az olmakla birlikte, köy yerleşkelerinde çok sayıda eski yığma yapı mevcuttur. Bu yapıların riskli yapı tespit süreci, sakinlerin eğitimiyle birlikte hızlandırılmalı; yerel yönetim ve Bakanlık iş birliğiyle mobil tespitçi ekipler ilçeye gönderilmelidir.